2 Ekim 2012 Salı

''baba''

En yakınlarınızdan biri en yakınını kaybettiğinde boğazına düğümlenen kelimeler size daha da yakınlarınızdakileri hatırlatır.

Hemen ayna gelir peşi sıra kendine dönersin peki ya ben ben ne yapacağım onlardan birini kaybettiğimde nasıl hissedeceğim, nasıl duracağım ayakta, kime sığınacağım. Çok keskin bir bıçak boğazıına dayanmışcasına zorlanırsın nefes almakta. Gögüsünün üzerine oturan fil bir türlü kalkmak bilmez.

Babasını kaybetmiş birine ne söyleyeceğini nasıl teselli vereceğini şaşırırsın. Sonra düşünürsün bunun tesellisi var mıdır acaba diye. Boşuna düşünme bunun ne tesellisi ne de çaresi vardır. Hasta ya da çok yaşlı olması hafifletici sebeplerden sayılmaz bu acıda o bir babadır. Çocukluğunun kahramanı, evin direği, ailenin en büyük yapı taşı. Onun artık orada olmadığını bilmek ve daha da kötüsü bir daha hiç orada olmayacağını bilmek... işte bu cümle gibi yarımsındır artık.

 Bu her insan yarım doğar ve eşini bulduğunda tamamlanır senfonisinden çok daha derin bir şeydir. Eğer bir elmanın yarısı olarak dünyaya geldiğimizi var sayıyorsak annebaba (bu iki kelimeyi birbirinden ayırmak gelmedi içimden) o yarım elmanın kabuğudur. Koruyucu, elmayı elma yapan parçadır. O kabuk olmadan ne o elma büyür ki büyüdükten sonra kaybederse kabuğunu diğer yarısını bulması şart olmuştur artık bu acısını, çürümesini durduramayacaktır belki ama destek verecektir ona her zaman her yerde.

Babasını kaybetmiş birine söylenebilecek en anlamsız sözleri söyledim ben de herkes gibi sözlerim dudaklarımdan çıkarken daha çıktıklarına pişman olmuşlardı ama geri dönemediler. Hiç bir şey söylemeden öylece duramıyorsun orada saçma da olsa bir şeyler söylemeli yanında olduğunu hissetmesini sağlamalısın. Söylediğin her söz onun kalbindeki acıyı biraz daha kanatsa da mecbursun işte.

Dünya öyle garip bir yer ki yanı başımızdakiler ölürken biz sadece onların arkasından gözyaşı dökebiliyoruz. Canımızın yarısını o toprağın altında tek başına çırılçıplak bırakıp hayatımıza kaldığımız yerden ya da çok çok daha geriden devam etmeye çalışıyoruz.

Bilmişlik taslamak istemem ben sadece varsayımlar üzerine yazıyorum. Ailemden birini kaybettiğimde -ki Allah korusun- parmaklarımın hala tutabileceğinden ya da bilincimin ne kadar süre kapalı olabileceğinden bi'haber yazıyorum bu satırları. Söylemek istedğim şey üzüntüler paylaşarak küçülmüyor ya da bitmiyor biliyorum ama bu acı çeken insanın kendini daha iyi hissettiriyor.


''En büyük parçanı kaybetmiş olabilirsin bunun ne kadar zor bir durum olduğunu tahmin ediyorum ama biz diğer küçük parçalar senin hep yanındayız. Başın sağ olsun. Çok üzgünüm.''

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder